Alpcan Sakal

Alpcan Sakal


Türk'ün Manevi Gücü

09 Mart 2022 - 14:50

Türk milletinin asırlar boyu varoluşunun temelinde yatan unsur: adaletli ve liyakatli bir yönetimdir.

Tarih boyu yaptığımız savaşlara baktığımızda ordu bakımından güçlü devletlerle mücadele ettiğimiz kadar kendimizden zayıf devletlerle de mücadele ettik. Kazandığımız savaşlardan sonra elde ettiğimiz toprakları ise hep elimizde tuttuk. Çünkü hoşgörüyü ve merhameti asla ihmal etmedik ve asla ayrımcılığa düşmedik.

Yeri ve zamanı geldiğinde bunu unutmayanlar ya bizim yönetimimizi arzuladı ya kurtarıcı olarak bizi gördü ya da başka devletlerle anlaşmazlık yaşayanlar bize güvendi ve bize sığındı.

İspanya’da soykırıma uğrayan Yahudilerin Osmanlı’ya sığınmasını ya da Malazgirt’te Alparslan’a esir düşen Bizans İmparatoru Diyojen’e yapılan muameleyi ve daha nice örnekleri bu söz için dayanak gösterebiliriz.

Nitekim her Türk devleti kendi döneminde farklı coğrafyalarda hüküm sürmüş ve farklı yönlere doğru genişleme politikası izlemiştir. Osmanlı için üç kıtaya hükmetmiş, lafını söyleriz lakin Gazneliler Hindistan’a, Avrupa Hunları ise Doğu Avrupa’ya hükmetmiştir ki bunlar sadece bazılarıdır.

Dünden bugüne Türk sancağının, az ya da çok dalgalandığı coğrafyalarda bırakmış olduğumuz maddi ve manevi izler hala hafızalarda yerini korurken; o coğrafyalarda yaşayan insanlar bugünde Türkleri bir kurtarıcı olarak beklemektedir.

Bosna’da, Libya’da, Suriye’de, Afganistan’da… Daha nice kargaşa içerisinde olan milletler, geçmişte yaşanılanları unutmayarak (siyasetle ilgisi olmayan mazlum halk unutmaz) Türk bayrağını ve Türk askerini gördüğünde hiçbir korku ve endişeye kapılmıyorsa işte bu TÜRKÜN MANEVİ GÜCÜ’ndendir.

Allah, sevdiği kuluna sıkıntı yollayarak onu imtihan edermiş, dolayısıyla Türkiye coğrafi olarak bir ateş çemberi içerisinde olup tüm bunları ‘Barış ve Huzur’ içerisinde çözme gayreti içerisindedir. Gelinen noktada Ukrayna ve Rusya meselesinde Antalya’da yapılacak olan toplantı bile Türklüğün bir güven limanı olduğunun açık ve net göstergesidir.

Demek ki tarih sadece savaşlardan ve antlaşmalardan ibaret değilmiş. Tarihsel kültür birikimimiz okunmalı, araştırılmalı ve bugün sahip çıkılması gereken en önemli konulardan bir tanesinin ‘kültür birikimi’ olduğunun farkına varılmalıdır. Zira siyasi hesaplaşmalar uğruna, orada ne işimiz var gibi söylemlerin ne kadar hatalı olduğunun farkına tarihi bildiğimizde anlamış oluruz.

Ali Kınık’ın bir şarkı sözü ile yazımı bitirmek istiyorum;

Şahit olsun yakın ırak

Kanımla sulansın toprak

Bu göğe yükselen bayrak

Bu Tanrı’nın Ordusu.

Bu dört yana savrulan Türk

Bu acıyla doğrulan Türk

Bu adıyla çağrılan Türk

Bu Tanrı’nın Ordusu.

Burda henüz doğmayan Türk

Can verip baş eğmeyen Türk

Bu Aleme sığmayan Türk

Bu Tanrı’nın Ordusu.

 

Bu yazı 322 defa okunmuştur.