Alpcan Sakal

Alpcan Sakal


Propaganda ışığında kültürel yozlaşma(1)

29 Kasım 2019 - 21:55

‘’ Türklüğü bedeller ödeyerek zor kabul ettirdik; kolayca da harcıyoruz!
Türk’üz ve Türklüğümüze laf ettirmiyorsak; bunu her alanda savunup, koruma mecburiyetimizin olduğunu da unutuyoruz.  ‘’

 

21.yy ile beraber çatışmaların yerini daha çok klavyeler ve kitle iletişim araçları aldı.  Psikolojik bir savaş olarak kullanılan bu uygulama ile asılsız ve çarpıtılmış bilgilerin yayılması kolaylaştı. Böylelikle toplumların düşünceleri değiştirilmekte, inançları bozulmakta, kültürel ve tarihi bağları koparılmaya çalışılmaktadır.

Bu psikolojik savaşın en etkili silahı ise bilgidir. Bilgiyi doğru analiz edip, kendi lehine bunun aktarımını yaparak, uygun bir zamanda kullanabilmek ve bunun yanı sıra dini bağlılıkları, tarihsel geçmişi ve kültürel birikimi bu tarz bilgi kirliliği ile sentezlemek psikolojik savaşın bir kuraldır. Böylelikle insanlar, kitap okuma alışkanlıkları olmadığı için bu bilgilere şaşırıp kalacak ve kanmaları daha kolay olacaktır. Psikolojik savaşın hedefi, bu asılsız bilgi aktarımı ile beyinlerimiz, düşüncelerimiz ve benliğimizdir… Bu neticede toplumsal bir güvensizlik ve korku ortamı oluşturmaktır. Çünkü insanların zihinsel faaliyetlerini baskılayan ve onları itaat altına almanın en kısa yolu korku oluşturmaktır. Bunu oluşturmanın yolu ise bilgi provokasyonudur.

Dönüp tarihe baktığımızda bunu açık bir şekilde göreceğiz. M.S. 13. yüzyıllarda Cengiz Han, psikolojik savaş adımlarını etkin bir şekilde kullanmasıyla büyük bir imparatorluk kurmuştur. Bunu yaparken de düşman topraklarına önceden yerleştirdiği ajanlarının, o bölgede yaşayan insanlara Cengiz Han’ın ordusunun büyüklüğünü, gücünü, vahşiliğini anlatarak korkutması ve psikolojik olarak yıpratması ile başarmıştır. Timur’un Ankara Savaşı’ndan önce Osmanlı topraklarına önceden soktuğu ajanların görevi de bu şekilde idi.

Provakasyonların ve propagandaların kültürel yozlaşma üzerindeki etkisiyle alakalı 3 kısa örnek vermek isterim…

1976 yılında ‘Uyan Yunanistan’ isimli bir kitap yazılmış ve bu kitap dönemin Yunan politikacıları tarafından benimsenmiştir. Kitapta, Türkiye ile askeri bir savaşa girilmesinin kendileri için tehlikeli olacağı ve Türk ordusunun gücünden bahsedilirken; kitabın ilerleyen bölümlerde ise psikolojik bir savaş ile Türklerin çökertilebileceği vurgusu yapılarak, bu stratejiler madde madde sıralanmıştır. Bunlardan bazıları, Kürt sorunu dillendirilmeli, Ermeni meselesi vurgulanması, dinci grupları birbiri ile karşılaştırmak gibi birçok konu hakkında Türk toplumu içerisinde kargaşaya ve ayrışmaya sebep olabileceğini düşündükleri psikolojik bir savaşın esaslar, bu kitapta ortaya koyulmuştur.
 

Üste bahsettiğim gibi dini ve tarihsel bağlarımız kullanılmakta ve benliğimiz kitap okumadığımız için yozlaştırılmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda ‘Muhteşem Yüzyıl’ isimli dizide Kanuni Sultan Süleyman’ın dönemi anlatılırken sadece harem hayatı konu alınmıştı. Buradaki mesaj; padişahın savaşlardaki esir kadınlar ile gönül eğlendirdiği imajı oluşturmaktı. Peki, neden dizinin konusu Kanuni idi? Çünkü Osmanlı’nın en parlak devrini yaşatan ve cihana hükmeden bir padişah olması sebebi ile onun dizisi yapılmıştı. Amaç onu karalamaktı. Bunun yanı sıra toplumun çoğu Şehzade Mustafa’nın öldürüldüğünü yarım asır sonra bu dizi ile öğrenmişti (!) Bu dizinin çok beğenilmesinden sonra ardı ardına tarihsel diziler ve kitaplar yayınlanmaya başlandı. İlk hedef maddi kazanç, ikincisi ise algı operasyonu idi. Bu dizilerde de bu defa dini hassasiyet ön plana getirilmiş ve dini duygular okşanarak verilmek istenilen subliminal mesajlar verilmeye çalışılmıştır.
Suudiler ise 14 bölümlük Osmanlı karşıtı bir dizi yayınlamaya başladılar ve Türkleri yakıp yıkan bir millet olarak gösteriyorlar. Amaçları ise Suud toplumunun Türklere karşı antipatisini oluşturmak ve kendi devletini onların gözünde büyük göstermektir.
 

Gelişim çağında olan ve zihinsel algılarının yeni yeni oluşmaya başladığı dönemlerde çizgi film hayranlığı olan çocuklarımız içinde bu psikolojik savaş kavramı geçerlidir. Çoğumuz farkında değiliz ama günümüz çizgi filmlerinin pek çoğunda çeşitli semboller yoluyla ve çizgi film kahramanının yetenek ve özellikleri üzerinden, küçük çocuklara siyasî – ideolojik propaganda yapılmakta, hatta ahlaksızlık duygusu aşılanmaktadır. Böylece çocukların bilinçaltında oluşabilecek o sempati ile kültüründen kopması ve istenilen amaca hizmet edebilecek bir düşünce yapısının alt yapısını oluşturmak amaçlanmaktadır. Bununla alakalı birkaç çizgi film adını sizlerle paylaşmak isterim;
Kapitalizm Propagandası Yapan Çizgi Kahraman: RİCHİE RİCH
Komünizm Propagandası Yapan Çizgi Kahramanlar: THE SMURFS (ŞİRİNLER)
Nazi Propagandası Yapan Çizgi Kahraman: HE – MAN
Emperyalizm Propagandası Yapan Çizgi Kahraman: SUPERMAN (SÜPERMEN)
Devrimci Bir Çizgi Kahraman: TENTEN
Hilebazlığa ve Yalancılığa Teşvik Eden Çizgi Kahraman: BUGS BUNNY
Eşcinsellik Propagandası Yapan Çizgi Kahraman: SPONGE BOB (SÜNGER BOB)
Aile Düşmanlığı Yapan Çizgi Kahraman: LUCKY LUKE (RED KİT)
Tüm bunlar dış güçlerin ve içerideki düşmanların toplumun en küçük birimi olan aileleri parçalamak ve çocukların küçük yaşta kültüründen kopmalarını sağlayan bir projenin parçasıdır.  Bu örnekleri; kitaplar, diziler, filmler, televizyon programları, haberler veya sosyal medya başlıkları altında daha ayrıntılı incelemek mümkündür. (ilerleyen yazılarda) Ama genel olarak baktığımızda günümüzdeki ahlaki ve sosyal yozlaşmanın en önemli faktörü bilgi çağı ile beraber gelen asılsız bilgilerin kolayca yayılması ve buna da kolayca kanılmasıdır.

Özgürlük adı altında her şeyi mubah görme düşüncesi, kültürel yozlaşmanın temel taşıdır.

Bu yazı 284defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum