Alpcan Sakal

Alpcan Sakal


Osmanlı'da Eğitim Bizde Eğitim

01 Ocak 2022 - 18:44

Tarihten almamız gereken derslerden bir tanesi de eğitim konusudur. Kısaca ve sadece Osmanlı çerçevesinden anlatacak olursam;

Osmanlı’da eğitim sistemi, ilim ve ahlak temelleri üzerine kuruluydu. Türkiye’de ise ahlak kısmı aileye bırakılmış ve sınav odaklı ilim öğrenme üzerine kurulu bir eğitim anlayışı vardır.

Osmanlı’da eğitim, siyasetten uzak ve bağımsız kuruluşlardı ve yönetim değişikliğinden etkilenmeden mevcut sistem devam ederdi. Türkiye’de ise bırakın yönetim değişikliğini, sık sık eğitim bakanı değişmekte ve her gelen bakan yeni yeni usuller ileri sürerek eğitim sistemini değiştirmektedir.

Osmanlı’da öğrencilerde okul, sınıf, sene değil ders seçme usulü vardı. Yani herkes hem ilgi duyduğu alana yönelmiş hem de bireysel çabasıyla daha kısa sürede mezun olabilme şansına sahipti. Türkiye’de ise eğitimde fırsat eşitsizliği ön plana çıkarak zoraki bir sistem dayatması yapılmaktadır.

Osmanlı’da eğitim herkese açık, şeffaf ve ücretsizdi. Kişi ilgi duyduğu alanda ve istediği zamanlarda derslere dinleyici olarak girip ilimden faydalanabilirdi. Üstelik öğrencilerin ücretsiz yemek yeme imkânı da mevcuttu. Türkiye’de ise okullarda kaydı olmayan hiç kimse okullara giremiyor ve öğrenciler, para harcayarak beslenme ihtiyaçlarını sağlıyorlar.

Osmanlı eğitiminde, devletin ve vatandaşların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak zamanın şartları doğrultusunda ileriye dönük olarak bireyler yetiştirilirdi. Türkiye’de ise herkes diplomaya sahip olduğundan ve ihtiyaç fazlası eğitildiğinden, hayatlarını farklı alanlara yönlendirmiş insanlar yetiştirilmektedir.

Osmanlı’da eğitim temel olarak kalemiye, ilmiye, seyfiye sınıflarına ayrılmış ve her biri amacına uygun bireyler yetiştirirken, Türkiye’de tek alan içerisinde her türlü bilgi dayatması yapılmakta ve dolayısıyla da okumak zaman kaybından öteye geçmemektedir.

Osmanlı’da okula ilk defa başlayacak olan çocuklar için bulundukları mahallede ‘Âmin Alayı’ denilen sade ve zarif törenler yapılarak, okula yeni başlayacak olan çocuklar bu törende kaynaşır ve okuma hevesi ile korkmadan okullarına giderlerdi. Türkiye’de ise okula yeni başlayan çocuklar mevcut eğitim döneminden bir hafta önce okula başlatılarak okula alışmaları sağlanmaktadır.

Osmanlı’da öğretmenlerde aranan şartlar vardı. Öncelikle dindar olması, hafız olması, kıraati iyi ve dini bilgisi yüksek olmalıydı. Öte yandan aklen ve ruhen sağlıklı, ahlaklı, sağlam bilgilere sahip olmalıydı. Bu şartlar sağlandıktan sonra diploma vs. gibi hususlara dikkat edilirdi. Ayrıca bir okulda boş kadro varsa ve çok sayıda kişi başvuruda bulunduysa, içlerinden en liyakatli olanını seçmek için bir jüri tarafından sınav yapılırdı. Burada adayların bilgi düzeyine uygun sorular sorulur ve soruların cevabı dinlendikten sonra konuyla ilgili bir tez yazmaları istenilir. Tezin sunumundan sonra ise jüri adayları değerlendirir ve içlerinden en uygun olanını bu şekilde okula atardı. Üstelik bu mülakat herkese açık yapılırdı. Türkiye’de ise ahlaki ve ruhsal yapıya pek önem verilmeden, KPSS sınavına girip yüksek puan alırsan ve yapılan mülakatı da geçersen çocuklar sana emanet..!

Osmanlı’da eğitiminde tek başına yardımsız öğrenilen bilgi hoş karşılanmaz, başkası ile bilgileri paylaşmak da teşvik edilirdi. Türkiye’de ise nasıl ve nereden öğrenirsen öğren ama öğren…!

Bu yazı 453 defa okunmuştur.