Hürmüz gelişmeleri gölgesinde piyasalar merkez bankalarına odaklandı

İstanbul, 27 Nisan (Hibya) - Trive Yatırım tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre, küresel piyasalar yeni haftaya İran'dan gelen barış ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma teklifinin yarattığı daha yumuşak risk algısıyla başlıyor.

Trive Yatırım'ın analizine göre, geçtiğimiz hafta boyunca piyasalarda öne çıkan en önemli risk unsuru, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın uzaması ve bunun petrol fiyatları üzerinden küresel enflasyonu yeniden yukarı çekme ihtimali olduğu aktarıldı. 

Analizde, Tahran’dan gelen teklifin bu riski tamamen ortadan kaldırmasa da krizin daha uzun süreli ve maliyetli bir enerji şokuna dönüşme ihtimalini sınırlayabileceğine işaret edildi. İran’ın savaşın sonlandırılması ve enerji akışının yeniden sağlanmasına yönelik daha hızlı ve dar kapsamlı bir çözüm önermesinin, piyasalarda ton değişimine neden olduğu belirtildi. Özellikle nükleer müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılabileceğine yönelik sinyallerin, tarafların öncelikle enerji arzını normalleştirmeye odaklanabileceğini gösterdiği ifade edildi.

Bununla birlikte, piyasalarda tam bir normalleşme fiyatlamasının henüz oluşmadığı vurgulandı. ABD’nin söz konusu teklife nasıl yanıt vereceğinin belirsizliğini koruduğu, Hürmüz Boğazı’nın açılmasının küresel riskleri azaltırken ABD’nin İran üzerindeki pazarlık gücünü sınırlayabileceği değerlendirildi. Bu nedenle piyasalarda ana temanın, enerji krizinin gevşeme ihtimali ile jeopolitik müzakerelerin devamı arasında kurulacak denge olduğu belirtildi.

ABD vadeli endekslerinin haftaya pozitif bir başlangıç yaptığına dikkat çekilen analizde, S&P 500 vadeli endeksinin 7.191 seviyesinde yatay seyrettiği, Nasdaq 100 vadeli endeksinin 27.467 seviyesinde pozitif bölgede yer aldığı, Dow Jones vadeli endeksinin ise sınırlı negatif ayrıştığı ifade edildi.

Emtia piyasalarında ise altının 4.711 dolar seviyesinde hafif yükseliş gösterdiği, petrol fiyatlarının ise diplomatik gelişmelere rağmen temkinli bir duruş sergilediği aktarıldı. Brent petrolün 101 dolar, ham petrolün ise 94,25 dolar seviyelerinde işlem gördüğü ve arz risklerine yönelik temkinli fiyatlamanın sürdüğü vurgulandı.

Çin’de açıklanan verilerin büyüme endişelerini kısmen sınırladığına değinilen değerlendirmede, sanayi şirketlerinin kârlarının Mart ayında son altı ayın en güçlü artışını kaydettiği ve özellikle yüksek teknoloji üretiminde dayanıklılığın sürdüğü belirtildi. Bununla birlikte, küresel fiyatlamalarda ana belirleyici unsurun jeopolitik gelişmeler olmaya devam ettiği ifade edildi.

Türkiye tarafında ise imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 9’a, genel ihracatçılar için ise yüzde 14’e düşürülmesinin, dış pazarlara çalışan şirketler açısından kârlılığı destekleyebilecek önemli bir adım olduğu değerlendirildi. Bu düzenlemenin kısa vadede geniş piyasa üzerinde sınırlı etkisi olabileceği, ancak ihracat odaklı şirketler için orta vadede pozitif bir unsur olarak öne çıktığı kaydedildi.

Değerlendirmede, vergi indirimi düzenlemesinin piyasa genelinden ziyade hisse bazlı seçici fiyatlamalara yol açmasının daha olası olduğu belirtildi. Düzenlemenin etkisinin şirketlerin ihracat oranı, imalat yapısı, vergi öncesi karlılık kapasitesi ve mevcut finansal performansına göre değişeceği vurgulanırken, yatırımcılar açısından temel ayrımın bu avantajdan güçlü şekilde faydalanabilecek şirketlerle etkisi sınırlı kalacak şirketler arasında yapılacağı ifade edildi.

Analizde, yeni haftanın en kritik gündem başlıklarından birinin merkez bankaları olacağına dikkat çekildi. İran’dan gelen barış teklifi ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmelerin yanı sıra, ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) kararlarının piyasalar üzerinde belirleyici olacağı belirtildi. Genel beklentinin faiz oranlarının sabit tutulması yönünde olduğu, ancak piyasa açısından asıl önemli unsurun karar metinleri ve merkez bankası başkanlarının vereceği mesajlar olduğu kaydedildi.

Değerlendirmede, enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruduğu bir ortamda merkez bankalarının hızlı bir gevşeme sinyali vermesinin zorlaştığı ifade edildi. Petrol fiyatlarının yüksek kaldığı bir senaryoda, para politikası yapıcılarının enflasyon riskini geri plana atmasının beklenmediği, bu nedenle piyasanın faiz kararlarından çok “bekle-gör” tonunun ne kadar sertleşeceğine odaklanacağı belirtildi. Ayrıca enerji şokunun politika iletişimine ne ölçüde yansıyacağı ve büyüme görünümüne ilişkin değerlendirmelerin yakından izleneceği vurgulandı.

Genel çerçevede, piyasaların 27 Nisan haftasına Hürmüz krizinde ilk kez daha belirgin bir diplomatik gevşeme ihtimaliyle başladığı ifade edildi. İran’ın barış ve boğazın açılmasına yönelik teklifinin risk iştahını destekleyebileceği, ancak petrol fiyatlarının yüksek kalmaya devam etmesinin arz risklerinin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiği aktarıldı.

Çin’den gelen güçlü sanayi karlarının küresel büyüme endişelerini kısmen sınırladığına işaret edilen analizde, Türkiye tarafında ihracatçı şirketlere yönelik vergi indiriminin hisse bazlı pozitif ayrışmalara zemin hazırlayabileceği belirtildi. Haftanın ana belirleyicisinin ise merkez bankalarından gelecek mesajlar olacağı, piyasaların yalnızca jeopolitik gelişmeleri değil aynı zamanda para politikasının bu yeni dengede ne kadar temkinli kalacağını da fiyatlayacağı ifade edildi.